
Bundan 10 yıl önce gelen bir SMS ile haber almıştım ek görevim olduğunu diyordu ki Nusaybin’e görevlendirmeniz yapılmıştır
Nusaybin nedir, neresidir, ilçe midir, kasaba mıdır, bazıları bunları bile bilemezken biz orada bulduk kendimizi
Haydi dediler, aslanlarım, kaplanlarım, yaparsınız, edersiniz siz şöylesiniz, siz böylesiniz
Aylarca orada bulundum, arkadaşlarımı şehit verdim, devrelerimin tabutuna omuz verdim hiç bilmediğim, daha önce hiç dokunmadığım, hududuna bile girmediğim bir şehirde şimdi ölüm kalım savaşı veriyorduk
Ozan Özmen abimizi şehit verdik kendisi Bartın Vali Yardımcısı babasına rağmen, torpil istemeyerek ilk 3 aylık görevlendirmesini bitirip döndüğünde, tekrar uzman istediler ve kendisi Bomba İmha Uzmanı olduğu ve arkadaşı yeni evli olduğu için tekrar gönüllü olarak gitti ama bu gidişinde cennete yükselecekti
Çatışmaların arasında mücadele ettik, aldık onu baskı ateşiyle düşman unsurların elinden koyduk shortlanda gönderdik hastaneye ama hain sadece çatıştıklarımız değildi
Sonradan öğrendik ki hastanede de hainler doluydu ayağından vurulan kan kaybından şehit oluyordu sonra hepsi gönderildi ve Ankara’dan sağlık ekibi geldi Allah oradaki arkadaşlarımızdan razı olsun onlar sayesinde yaralılarımız şehit olmamaya başladı
Bir de Durmuş abimiz vardı maraşlı, bir arkadaş ilişik kesmek için memleketine gidince geçici olarak verilmişti Ural ekibine, dünkü yerinde olsa şehit olmayacaktı, o gün başka arabadaydı ve teröristler tarafından şehit edildi
Hayatın içinde bu hengamede çokça geride unutmaya çalıştığımız anılar olarak görmek istesek de orada 793 vatan evladı şehit oldu, 4000’den fazla vatan evladı yaralı..
İzne giden bir şekilde bu sefer kesin öleceğim diye düşündü , gördüğü herkesten son kez helallik aldı buna ben de dahil analarımız yalvardı gitme diye ama orada yüzlerce arkadaşımız şehit olurken kaçamazdık, bunu biz yapamazdık
Hala ara ara aklıma o anlar geliyor, shortlanda yediğimiz roketler, girdiğimiz çatışmalar, silahların tutukluluklarını gidermek için söküp barutları temizlememiz, bez parçalarıyla ateş gibi olan namluyu tutmaya çalışmamız, tabancalarımızdaki mermilerimiz Kızılay’ın gelip kurduğu çadır kent ve dağıttığı yiyecekler
Şehitlerin tabutları, gördüğün görüntüler, o patlamanın sesi ve toz, kir, pis içinde kalmış o mahalleler iş makineleri ile Hendekleri kapatmaya çalışmamız orada şehit olan iş makinesi operatörü kardeşlerimiz
Arkadaşlar gerçekten insan hayatı ne kadar değerli bir bilseniz o dönemi yaşayanlar için en değerli şey insan hayatı
Hendek Operasyonlarının 10. Yılı sebebiyle yazılmış bireysel bir yazıdır. Aziz Şehitlerimizin ruhu şad olsun.
Tekrar o günleri yaşamamak dileğiyle.